ANASAYFA

   CENGİZ DUMAN'IN YENİ KİTABI ÇIKTI :
         ÜÇ KRAL İKİ PEYGAMBER


Biz bu kitapta, geleneksel hale gelmiş bu yanlış yaklaşımları terk ederek, Kuran perspektifinde, önceki ilahi kitapların verilerinden yararlanma yöntemini benimseyerek, Kur’an’da si gereği oluşan parçalı, dağınık ve mücmel/kısa anlatımlarını, yine Kur’an perspektifinde Tevrat’ın Talût, Davud ve Süleyman kıssalarının tarihsel anlamdaki verileri ile mufassallaştırarak; biyografik, kronolojik ve diğer tarihsel detayları ile yüklü bir biçimde sunduk.      (.................Devam)
 
ALTIN BUZAĞI KISSASINDAN TARİHSEL BİR PORTRE: SAMİRİ KİMDİR ?

Hz. Musa ve Harun gibi iki peygamberin kurduğum tevhidi toplumsal yapının, muharref hale getirilmesinde baş amil olan şahsiyetin kimliği, kıssanın mesajları açısından çok önemlidir. Neden? Çünkü müstesna iki peygamberin başında olduğu tevhidi yapıya şirk bulaştırılarak onu muharref hale getirebilen yetenekteki(!) şahıs tam olarak algılanmalıdır ki, onun oluşturduğu şirk batağının Kıyamet’e kadarki süreçlerde gerçekleşecek vakıalardaki benzer olgular, tam olarak anlaşılabilsin ve buna mani olunabilsin.
Kur’an-ı Kerimde ismi üç yerde geçen Samiri hakkında Kur’an, açık bir kişisel bilgi vermemiştir. Hakkında sadece ismi veya lakabı ve yaptığı tevhid dışı olumsuz fiilin anlatımı yer almaktadır. Razî, Samiri hakkında; “Said Ibn Cübeyr'in rivayetine İbn Abbas (r.a) şöyle demiştir:   "Samiri, (….) Kirman halkındandı.  (.................Devam)

SİYONİST REJİM ‘BULUT SÜTUNU’ İLE TEVRAT’I TAHRİF EDİYOR

Siyonist İsrail rejiminin, Gazze'ye yönelik başlattığı saldırıya ‘Bulut Sütunu’ adını verdiğini medya haberlerinden öğreniyoruz. Siyonist yönetimin, Gazze’ye düzenlediği saldırı operasyonu isimlerinde özellikle Tevrat kaynaklı dinsel kavramları kullandığını görmekteyiz. Haber ajanslarındaki ‘Bulut Sütunu’ saldırısına dair açıklamalarda; ” 'Bulut Sütunu' Tevrat'ın 'Çıkış' bölümünde geçiyor. Yahudiler, ''Tanrının, Yahudileri bir bulut sütunuyla düşmanlarına karşı koruduğuna'' inanıyor.” Şeklinde kısa açıklamalar bulunmakta. Saldırgan İsrail rejiminin psikolojik atraksiyonu olan bu tip isimlendirme ve açıklamalar gerçeği yansıtıyor mu? Bizce asla…..  ‘Bulut Sütunu’ olayı veya kavramı Tevrat kaynaklı bir vakıadır. Hz. Musa önderliğindeki İsrailoğulları, Cenab-ı Hakk’ın emriyle bir gece yarısı Mısır’dan hicret etmeye başlar. Kur’an bunu şöyle açıklar; “Andolsun ki biz Musa'ya: Kullarımla birlikte geceleyin yola çık da (size) yetişilmesinden korkmaksızın ve (boğulmaktan) endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç   (.................Devam)

Kitap Tahlili: Kur'an Kıssalarının Tarihselliği

Cengiz Duman’ın kaleme aldığı eser Kasım 2011 tarihinde basılmış. Kitap, bir önsöz, 12 bölüm ve sondaki kaynakçayla birlikte toplam 262 sayfadan oluşuyor. Eserde Kur’an kıssalarının tarihsel olup olmamasıyla ilgili farklı zamanlarda yazılmış makaleler var. Yani kitap çeşitli zaman dilimlerinde ve çeşitli sebeplerle kaleme alınmış makalelerin bir araya getirilmesiyle oluşmuş. Yazarın önsözde de belirttiği bir husus dikkati çekiyor kitapta. Birbirinden bağımsız olarak yazıldığı için makaleler, haliyle tekrarlar kaçınılmaz olmuş. Makalenin birinde bahsedilen bir mevzu diğer bir makalede de ayniyle yer alabiliyor. Tabii bu da okuyucuyu sıkabiliyor. Okuyucu bu doğal sonucu bilip sabırlı davranırsa müstefid olacağına eminiz.  Eserin dili, makalelerden oluşmasına rağmen üst seviyede, akademik seviyede değil. Ortalama bir okuyucu tarafından rahatlıkla anlaşılabilir. Cengiz Duman, kitabın yazılış amacını önsözde açıkça belirtiyor: “Kur’an kıssalarının doğru anlaşılması çabalarına, bu amaçla oluşturulacak sahih bir metodolojiye ve bütün bu çalışmalarının geniş bir şekilde yapılabileceği Kur’an Kıssaları Ana Bilim Dalı’nın kurulmasına bir vesile kılmasını…” Evet, gerçekten bu kitabı okuduktan sonra böyle bir çalışmanın yapılması gerektiğini anlıyoruz. Bu eser de bu alanda dikkate alınacak ve bu konuda çeşitlilik sağlayacak bir kitap. (.................Devam)
 

BİR ALINTI

ahmet düzgün
Kuran Kıssaları
22 Nisan 2012 Pazar 12:37
 
"Kur'an kıssalarını işlediğimiz bu seminer döneminde kıssalar alanında çok az çalışmanın olduğunu gördük, bu alanda ciddi emekler veren Cengiz Duman kardeşimizin büyük bir boşluğu doldurduğunu söyleyebiliriz. Kendisine burdan emekleri için teşekkür ettiğimizi, duacı olduğumuzu belirtmek isterim."    (.................Devam)
 Tabut/Ahit Sandığı

“Kitab-ı Mukaddes Tabut'un ayrıntıları konusunda Kur'an'dan farklıdır, fakat buna rağmen ondan çok şeyler öğrenmemiz mümkündür. İsrailoğulları Tabut'u, yani Tabut ahdini çok kutsal sayıyorlardı. Onlar bu Tabut sayesinde "Allah'ın gelip kendilerini düşman güçlerinden kurtaracağına" inanıyorlardı. Bu nedenle onun geri gelmesi İsrailoğulları'nı bu denli sevindiriyor ve cesaretlendiriyordu. Tabut, Hz. Musa (a.s) ve Hz. Harun'un (a.s) evinin kutsal emanetlerini ihtiva ediyordu. Bunlar Hz. Musa'ya (a.s) Sina dağında verilen levhalardı. Bunun yanısıra Hz. Musa'nın (a.s) rehberliğinde yazılan ve Levilere verilen Tevrat'ın orijinal bir nüshası da vardı. Tabut'ta, gelecek İsrail nesillerinin atalarına çölde lütfettiği nimetler için Allah'a şükretmelerini sağlamak üzere bir şişe de (kudret helvası) vardı. Büyük bir ihtimalle Allah'ın bir mucizesi olan Hz. Musa'nın (a.s) asası da bunlarla birlikteydi.” Dolayısıyla İslam alimleri; Kur’an’ın Bakara suresinin, Talut kıssasında geçen ‘Tabut’ ile Tevrat’ta bahsedilen ‘Ahid Sandığı’nın aynı kutsal öge olduğunda hemfikirdirler.  (.................Devam)
KUR’AN KISSALARI HEP GEÇMİŞİ Mİ ANLATIR?

Tefsir usulü kitaplarındaki kıssalar bahsinde Kur’an kıssaları hakkında şu tanım veya yorumlar yapılmaktadır: Cerrahoğlu; “Kur’an’daki bu kıssalardan maksat, tarihi vakıaların kronolojik olarak anlatılması değildir. Ancak geçmiş peygamberlerin ve milletlerin başına gelenlerden bir ibret dersi almamız kastolunmaktadır…. Geçmiş milletlerin ilim, cehalet, kuvvet zaaf, şeref zillet durumlarını ve bunların sebeplerini iyice incelersek bizlerde mevcut olan iyi veya kötü davranışlarımıza karşı elbette tesir edecektir.” derken; C. Sofuoğlu; Kur’an’da geçmiş peygamberlere ve kavimlere dair bazı kıssalar mevcuddur. Bu peygamberlerden bahsolunmasının ve kıssalarına işaret edilmesi sebebi onların tarihlerini nakletmek değildir. …..Ancak geçmiş kavimlerin ve peygamberlerin başına gelenlerden ibret dersi vermektir.” demektedir. Tefsir usulü kitaplarındaki bu kıssa tanım veya yorumlarını dikkatle incelediğimizde her ikisinde bulunan; “….Ancak geçmiş peygamberlerin ve milletlerin…”, “…Geçmiş milletlerin…”, “…Kur’an’da geçmiş peygamberlere ve kavimlere dair …” ifadeleri ortak bir noktayı vurgulamaktadır. “Geçmiş”…. Hemen tüm Kur’an kıssası tariflerinde bulunan bu ortak “geçmiş” vurgusu, Kur’an kıssalarının mahiyetini belirlemede olmazsa olmaz bir  
(.................Devam)

  HZ SÜLEYMAN ZÜLKARNEYN MİDİR?

Kur’an-ı Kerim’de anlatılan Süleyman kıssasının, en önemli özelliği, bir bütün halinde yani tarihsel bir perspektifte arz edilmemiş olmasıdır. Dolayısıyla Hz. Süleyman’a ait olaylar kronolojik bir sıra halinde tek bir kıssa olarak beyan edilmemiş aksine dağınık bir şekilde varyantlar halinde bölüm bölüm aktarılmıştır. Buna örnek olarak; Süleyman-Sebe Melikesi kıssası bir sure içerisinde otuz ayet ile anlatılırken; Süleyman’ın ölümü kıssası, Sebe suresi içerisinde ve sadece bir ayetle  Kur’an-ı Kerim, Tevrat’ta; kronolojik, biyografik ve coğrafik olarak tarihsel nitelikte yer alan Süleyman kıssasını, ondaki bu tarihsel formu ile aynen tekrar ederek anlatmamıştır. Neden? Çünkü Kur’an, kendinden evvel aynı vahyi çizginin ilk kitabı olarak nazil olan ve Kur’an’ın mübelliği Hz. Muhammed’in son temsilcisi olduğu resuller zincirinin halkaları olan İsrailoğulları resullerine inen Tevrat’ı tümüyle reddetmemektedir.   (.................Devam)
 Hz. Kaffah kimdir ?

Kur’an-ı Kerim harici elimizdeki Kur’an öncesi nazil olmuş kitaplardaki peygamberleri, onların isim ve kıssalarını tevhidi mesajlar açısından baz almamız Kur’an perspektifinde sahih bir usul iken Hz. Kaffah gibi sadece adı, mesleği ve kabri bilinen ve bu bilinenlerin de kamil manada mesnedi olmadığı birini, peygamber ve hatta bağcıların piri olan bir peygamber ilan etmemiz doğru değildir. Kaldı ki, böyle bilinmezlik içeren birisinin kabri olduğu inanılan yere varıp ondan istimdat etmek, kabre veya türbesine çaput bağlamak, horoz kesmek, anahtar açıp kapamak gibi şirk unsuru ritüellere tevessül etmek hiç doğru değildir. Bir de böyle muamma bir kabrin bulunduğu yörenin tanıtımına Allah rızası için(!) katkıda bulunacağız diye olmadık rivayetlerle allayıp pullayarak yepyeni bir şehir efsanesi(!) imal etmek hiç doğru değildir. Kur’an perspektifinden bakıldığında peygamberlerin isimleri değil onların tevhidi mücadeleleri ve bu mücadelelerin örnekliği önemlidir. Bırakınız Hz. Kaffah, ister peygamber ister evliya ister sıradan bir insan olsun, yattığı yerde mahşer sabahına kadar “huzurla” yatsın. (.................Devam)
 
RAMAZAN ORUCU VE GEÇMİŞ ÜMMET ORUÇLARI İLİŞKİSİ

Ancak, tefsir kitaplarındaki yorumlarında müfessirler; (Yahudilik, Hristiyanlık) dinler ve onlara ait ibadetlerin (Namaz, oruç, kurban, v.b) sanki eskiden hiç yokmuş ta sanki Hz. Muhammed’e indirilen İslam ile yeni gelmiş veya uygulanmaya başlanmış intibaını veren yorumlar ile Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e uzanan tek din (İslam) ve onun birbirine benzer ibadetlerinin (İslam çizgisi dahilinde) bütüncül algısını kale almamaktadırlar. Tefsirlerdeki “Ramazan orucu” ile geçmiş ümmet oruçları (bilhassa Pesah orucu) arasındaki irtibat kopukluğu bu yanlış oruç algı ve anlatımları yüzdendir. Müfessirin “…Daha (.................Devam)
 
İSRAİLOĞULLARININ ÇÖL YOLCULUĞU KRONOLOJİSİ

İsrailoğulları tarihi ile ilgili bu olayların gerçek kronolojisinin, Rıza Bozdağ’ın konferansına dair haber-yazı metninde yer aldığı şekilde olmadığını bilmekteyiz. Çünkü İsrailoğulları ile ilgili tarihsel verilerin baz alınacağı tek dini ve tarihsel kaynak Tevrat’tır ve bunda yer alan İsrailoğullarının, Mısır çıkışı sonrası kronolojisi de Rıza Bozdağ’ın konferans haber metnindekine tezattır.  Öncelikle şu tespitleri yapmakta yarar görüyoruz. Kur’an-ı Kerim, Tevrat ve İncil kitaplarından sonra nazil olan bir kitaptır. Bu sebeple kıssalarda bahsettiği konularda, geçmiş Tevrat ve İncil’de yer alan kıssalarda olduğu gibi tarihsel mahiyette bir sunum yapmamaktadır. Dolayısıyla Kur’an’ın kıssaları, hem mücmel ve hem de anlattığı kişi veya toplumların tarihlerinden fragmanlar/kesitler halindedir ve tarihsel ögeler azdır.(.................Devam)


 

www.kurankissalari.tr.gg
 
 

 
Loadtr.Com
Facebook beğen
 
Reklam
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=