Hz. Musa'nın doğumu ve büyümesi
 Hz. Musa'nın doğumu ve büyümesi
 


             Hz. Musa, Firavun'un ülkesi Mısırda doğan bir İbrani'dir. İbraniler Mısıra Hz. Yusuf'un Mısır yöneticisi olması ile başlayan süreçte Kenan bölgesinden gelerek yerleşmişlerdi.
"Yusuf babasıyla kardeşlerini Mısır'a yerleştirdi; Firavun'un buyruğu uyarınca onlara ülkenin en iyi yerinde, Ramses bölgesinde mülk verdi."   (Tevrat; Tekvin,47/11)
Bunun arkasından gelen dönemlerde köle durumuna düşmüş insanlardı. Nüfuslarının sürekli artması Hz. Musa'nın dünyaya gelmeden önceki Mısır kralı Firavun'u endişelendirmişti.
"Ve Mısır üzerine Yusuf'u bilmeyen bir kral çıktı. Ve kavmine dedi: İşte İsrail oğulları'nın kavmi bizden çok kuvvetlidir"
"Gelin, onlara karşı akıllıca davranalım, yoksa çoğalacaklar ve olur ki, cenk vuku bulunca, onlarda düşmanlarımızla birleşirler, ve bize karşı cenk edip memleketten çıkarlar." (Tevrat; Çıkış, 1/8–10)
Bunun üzerine İbranilerin çoğalmasını ve güçlenmesini engellemek için, İbranilerden doğan erkek çocukların öldürülmesi emrini verir.
"Ve Firavun bütün kavmine emredip dedi: Her doğan erkek çocuğu ırmağa atacaksınız ve her kızı sağ bırakacaksınız." (Tevrat; Çıkış, 1/22)  
Tam bu esnada Hz. Musa'nın annesi, hamile olduğu çocuğunu doğurur.
"Levili bir adam kendi oymağından bir kızla evlendi." "Kadın gebe kaldı ve bir oğlan doğurdu." (Tevrat; Çıkış, /1–2)      
             Firavun'un bu katliamından yeni doğan bebeğini kurtarmak isteyen Hz. Musa'nın annesi onu doğumundan sonra bir müddet gizlemeye çalışmıştı.
"Musa'nın anasına: Onu emzir, kendisine zarar geleceğinden endişelendiğinde onu denize (Nil nehrine) bırakıver"    (28/Kasas/7)
Tevrat metninde ise Musa'nın @ annesinin onu üç ay sakladığı yer almaktadır. "onu üç ay gizledi." (Tevrat; Çıkış, /2) Bunu uzun süre başaramayacağını anlayınca bebeği bir sandığa koyarak Nil nehrine bırakır.
"Bir zaman, vahyedilecek şeyi annene (şöyle) vahyetmiştik:"
"Musa'yı sandığa koy; sonra onu denize (Nil'e) bırak; deniz onu kıyıya atsın da, benim düşmanım ve onun düşmanı olan biri onu alsın." (20/Ta-Ha; 38–39)
Müfessirler; Hz. Musa'nın @ annesine vahyedilme olayının, bir peygambere vahyedilmesi ile aynı nitelikte olmadığı görüşündedirler. Allah; doğurduğu çocuğu denize bırakıverecek bir anne için onu manevi olarak "İlham" olarak destekler. Eğer bu destek olmasa idi Musa'nın sandık içersinde Nil sularına bırakılması mümkün olmayabilirdi. Eğer Allah'ın bu desteği olmadan; Hz. Musa'nın annesi onu sulara bırakmış olsa idi, belki de onun ne "gaddar" bir anne olduğu yorumlarına sebep olabilecekti. Allah'ın, Musa'ya çizdiği bu yol haritasındaki temel taşlardan biri olan denize bırakılma hadisesi Allah'ın gösterdiği istikamette gelişmemiş olsa idi; bebeği fark eden Firavun taraftarlarınca, bulunarak katledilmesine sebep olabilecekti. Ancak görülüyor ki hayat çizgisi kaderi Allah'ın istediği istikamette devam etmekte son kararı, , Allah tayin etmektedir. Musa'nın @ kader çizgisi de Allah’ın, Musa'nın annesine "Vahy”etmesiyle, Allah’ın istediği yönde gelişmiştir.
Nil nehrine bırakılan sandık, Firavun sarayına doğru gider ve Firavun'un ehli tarafından, gerçek ailesi bilinmeden: ancak gerçek ailesinin yardımı ile büyütülür.
"Nihayet Firavun ailesi onu yitik çocuk olarak (nehirden) aldı."
"Firavun'un karısı (sepetin içinden erkek çocuk çıkınca kocasına:) Benim ve senin için göz aydınlığıdır! Onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur, ya da onu evlât ediniriz, dedi." (28/Kasas/8–9)
"Biz daha önceden (annesine geri verilinceye kadar) onun süt analarını kabulüne (emmesine) müsaade etmedik. Bunun üzerine ablası: Size, onun bakımını namınıza üstlenecek, hem de ona iyi davranacak bir aile göstereyim mi? dedi."
"Böylelikle biz onu, anasına, gözü aydın olsun, gam çekmesin ve Allah'ın vadinin gerçek olduğunu bilsin diye geri verdik." (28/Kasas/12–13)
Tevrat metninde ise Hz. Musa'nın, Firavunun kızı tarafından bulunarak evlat edinildiği ve adının konduğu belirtilir.
"Firavun'un kızı çocuğu evlat edindi. "Onu sudan çıkardım" diyerek adını Musa koydu." (Tevrat; Çıkış,2/10)
Bu aşamada birkaç tespit yapmakta fayda görmekteyiz. Hz. Musa'nın doğduğu yıllarda Mısır'da yaşayan İsrail oğulları’na büyük baskılar olduğunu bilmekteyiz. Bunun en bariz örneği İbranilerin yeni doğan erkek çocuklarının hemen öldürülmesi şeklindeki zulümdü. Ancak bu karar; Allah tarafından Hz. Musa'nın, Firavun eliyle kurtarılarak, İsrail oğulları lehine, hayır; Firavun aleyhine, şer olarak tecelli edecektir.
Hz. Musa'nın Nil nehrinde bulunduğunda onu evlat edinmeye karar veren Firavun ailesi; Tevrat'a göre onun İbrani çocuğu olduğunu biliyordu.
"Sepeti açınca ağlayan çocuğu gördü. Ona acıyarak, "Bu bir İbrani çocuğu" dedi." (Tevrat; Çıkış,2/6)
Buna rağmen o çocuğu evlat edindiler. Çünkü onun Firavun sarayında verilecek terbiye ve eğitimden sonra, İbranilikten bir eser olamayacağı kanaatinde idiler. Oysa yanılıyorlardı.
"Firavun'un karısı: "Benim ve senin için göz aydınlığıdır! Onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur, ya da onu evlât ediniriz, dedi." Halbuki onlar (işin sonunu) sezemiyorlardı."
(28/Kasas/9)
Musa'nın Kıpti'yi öldürmesi
Firavun sarayında büyüyüp gençlik çağına gelen Musa, İbrani biri ile Mısır'lı birinin kavgasına müdahale ederken, Mısır’lı Kıpti’nin ölümüne sebebiyet verir.
"Musa, ahalisinin habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada, biri kendi tarafından, diğeri düşman tarafından olan iki adamı birbiriyle dövüşür buldu. Kendi tarafından olanı, düşmana karşı ondan yardım diledi. Musa da ötekine bir yumruk vurup ölümüne sebep oldu.  (28/Kasas/15)
Tevrat metninde Musa'nın bir İbrani olduğunu ve bir İbrani'yi savunurken, Mısır'lı birini öldürdüğünü öğrenen Firavunun öfkelenerek, Hz. Musa'nın öldürülmesi emrini verdiği anlatılmaktadır. Firavun'un öfkesi kendi gözetimi ve denetimi altında yetişmesine rağmen, Musa'nın İbranilerin tarafını tutmuş olması ve bir Mısır'lıyı öldürmüş olmasındandır. Firavun bunu gururuna yedirememiştir. Bundan dolayı yargısız, sorgusuz, sualsiz ölüm emri çıkarmıştır.
"Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi: Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için hakkında müzakere ediyorlar. Derhal (buradan) çık! İnan ki ben senin iyiliğini isteyenlerdenim, dedi." (28/Kasas/20)
          Hz. Musa'nın bir Mısır'lıyı hataen öldürmesinde ve sonrasında geçen olaylar üzerinde durmamız gerekmektedir. Musa@ kendi ehlinden bir İbrani'ye yardım ederken onun haklı olup olmadığına bakmamış; asabiyetle yani tamamen tarafgir olarak Mısırlıya yumruk atmıştı. Musa'nın@ bu hareketi, öldürmeye yönelik olmamasına rağmen, neticesi; yumruk attığı Mısır'lının ölümü olmuştu. İşte bu noktada Allah'ın yol haritasındaki bir kilometre taşına daha bu şekilde müdahale ettiğini; bu öldürme hadisesi yüzünden Musa'nın hem Firavun'dan hem Mısırdan uzaklaştırılarak, Medyen'e yönlendirildiğini anlamaktayız.
Musa'nın @ ölüm hadisesinin gerçekleşmesi ile birlikte, hemen o noktada hatasını anladığını görmekteyiz.
"..Bu şeytan işidir. O, gerçekten saptırıcı, apaçık bir düşman, dedi."
"Musa: Rabbim! Doğrusu kendime zulmettim…"    (28/Kasas/15–16)
Yani durup meseleyi anlayıp kavramadan tamamen asabiyetle davranıp, iki kişi arasını ıslah etmesi gerekirken, Şeytan'ın iğvasıyla yanlış bir harekette bulunmuştur.
            Haklı haksız ayrımı yapmada kendi ehlini kayırmak için, bir İbrani'yi savunma hareketinin yanlış olduğunu; Şeytan'ın bu hususta kendisini kandırdığını, Allah’a itiraf eden Musa@, Allah'tan af diler.
"Musa: Rabbim! Doğrusu kendime zulmettim (başıma iş açtım). Beni bağışla dedi, Allah da onu bağışladı." (28/Kasas/16)
Bütün bu anlatımlardan Hz. Musa'nın, Yusuf peygamberin dini yolunda biri olduğunu da anlamaktayız. Musa @ bir Müslüman'dır. Allah'a teslim olmuş bir kişidir. Bunu Hz. Musa'nın Kıpti'yi öldürme ve saklanma sırasında ve Medyen'e kaçışı esnasında; yaptığı nedametinde, Allah'a dualarında ve Allah'ın onun dualarına icaplarında görmekteyiz.
"Bu şeytan işidir. O, gerçekten saptırıcı, apaçık bir düşman, dedi."  
"Musa: Rabbim! Doğrusu kendime zulmettim. Beni bağışla dedi,"
"Allah da onu bağışladı. Çünkü çok bağışlayıcı, çok esirgeyici olan ancak O'dur.
"Musa: Rabbim! Bana lütfettiğin nimetlere andolsun ki, artık suçlulara asla arka çıkmayacağım, dedi."       
"Rabbim! Beni zalimler güruhundan kurtar" dedi." 
"Umarım, Rabbim beni doğru yola iletir, dedi."  
"Sonra gölgeye çekildi ve: Rabbim! Doğrusu bana indireceğin her hayra (lütfuna) muhtacım, dedi."     (28/Kasas/15–24)
Bütün bunlarla birlikte Hz. Musa'nın İsrail oğullarından birini tutarak, bir Kıptiye yumruk atması hadisesinde; daha sonra üzerinde ayrıntıları ile duracağımız, Musa'nın @ aceleci, hiddetli mizacının önemli rolü olduğu bir gerçektir.




Cengiz Duman
Araştırmacı-Yazar
www.kurankissalari.tr.gg
 
zülkarneyn kitap resmi ile ilgili görsel sonucu



Facebook beğen
 
Reklam
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=