Prens Charles mı Müslüman oldu ? Yoksa zorla bizler mi yaptık ?

 PRENS CHARLES MI MÜSLÜMAN OLDU ? YOKSA ZORLA BİZLER Mİ YAPTIK ?



Aşağıdaki satırları 14 yıl önce kaleme almış ve yayınlamıştım. Bu gün tekrar servis edilen prens Charles paparazzilerine karşı emperyalist cephede bir şeyin değişmediğini esefle görmekteyim. Müslümanların nazarlarınızı yeniden bu olaya çekmek için tekrar yayınlamayı uygun buldum.

İslam'ın bütün dünya müstekbirlerine karşı yürüttüğü şanlı mücadele yükseldikçe. Onun bu direnişinin önünü almak için oynanan mizansenlerde de çeşitli değişiklikler yapan emperyalist haçlı cephe, şimdi de Müslüman olma ya da Müslümanların sırtını okşama taktiğine geçtiler.
İran’a karşı Irak’ı kışkırtıp, İran İslam devrimini engellemeye çalışan Amerikan, İngiliz, Fransız ve diğer emperyalist haçlı cephe bunda başarılı olamayınca, azdırdıkları Saddam canava­rının, Kuveyt gibi; kendileri için hayati bir konumda olan petrol yataklarına sahip topraklarına girmesini bahane ederek binlerce Müslüman'ı, ölüm, yokluk ve çeşitli sıkıntılar içinde bıraktılar.
Dertleri Saddam değildi. Halkı Müslüman olan bu ülkelerde sonradan olacak İslami uyanış ve gelişmelerin, ekonomilerinin can damarı olan petrol kaynaklarını kendilerine bedava kaptırmayacakları endişesi ile binlerce Müslüman'ın kanına girdiler. Ve yine bugün kendile­ri için potansiyel tehlike olmaması için Irak topraklarını; tarihte ataları Firavun'un aleyhillâne'nin yaptığı taktikle bölmeye çalışmaktadırlar.
Bu emperyalist haçlı kafirler Bosna’da; insan hakları, eşitlik vesaire gibi ürettikleri evrensel insani değerlere rağmen, Avrupa topraklarında ileride kendileri için potansiyel bir tehlike teşkil etmemesi için; Sırp ve Hırvatların, Boşnak Müslümanlara yaptıkları soykırıma göz yumup, susup seyrederek destekçilik yapmaktadırlar.
İnsani yardım veya açlık çeken insanlara gıda yardımı adı altında Somali'yi işgalleri de doğru değil. Şu ana kadarki gelişmeler onların maskelerini bir kere daha düşürmüştür. Ortadoğu'da Irak işgali ile mevzilerini güçlendirirlerken, Kuzey Afrika’daki (Mısır, Cezayir, Tunus) ve Sudan’daki yükselen İslami harekete karşı yığınak yapmak amacıyla Somaliyi işgal etmişlerdir. Ama onların bu tuzaklarına karşı Allah'ın tuzağı daha çetin çıktı. Her gün bir bozgunu yaşamaktadırlar ve yaşayacaklardır da inşaallah.. ( Bugün de Irak ve Afganistan'da olduğu gibi )
Keşmir'de Müslümanlara yapılan Hint zulmünün destekçisi em peryalist
haçlı cephe, ihdas ettikleri bağımsızlık değerlerine rağmen Müslüman bir halka sahip Keşmir'in bağımsızlığını kösteklemektedirler.
Yıllardır süren Yahudi zulmü ve işgalciliğine alkış tutan, sömürüleri için bu Yahudi devletini orada Müslümanlara karşı tehdit olarak ayakta tutan yine bu emperyalist kafir haçlı cephedir.
Cezayir’de Müslüman halkın, haçlı emperyalistlerin yandaşları hükümetin
hi­lelerini boşa çıkarıp yaptığı demokratik “İslami yönetim” ter­cihini rafa kaldırtıp zulüm ve baskıya uğrama­sının destekçileri yine bunlardır.
Sömürü ve baskılarını, iletişim ağının tüm dünyayı sarması sonucu
gizleyemeyen emper­yalist kafir haçlı cephe şimdi yeni bir taktikle Müslümanların sırtını okşamaktadır. Bütün bu zulümler devam ederken sanki bunları yapanlar kendileri değilmiş gibi büyük bir pişkinlikle sömürü cephesinin baş aktörü­ Amerika'nın başkanı Clinton, durup dururken Müslümanların; bayramını kutlar ! Hem de bunu dünya insanlarının önünde ve kendi Hıristiyan toplumlarına rağ­men onların tepkisine bile aldırmadan yapar. Allah! Allah! Durup dururken bunca zulmü ya­parken nereden akıllarına geldi bu kutlama ?! Ya emperyalist haçlı Hıristiyanlar yumuşadı ya da Clinton Müslümanlığa meyletti herhalde ?!
Bir de bakıyoruz Müslümanların en eski sö­mürgeci ve en sinsi düşmanı,
Müslümanların bugünkü bölük pörçük hallerinin baş mimarı, üzerine güneşin batmadığı İngiltere demokrasi kırallığının (!) varisi Prens Charles, baş mütte­fikleri Amerika’dan da ileri atılarak neredeyse Müslüman olduğunu açıklayacak derecede İsla­miyet hakkında övgüler yağdırmaya başlar.
Kendi söylemese de eski sömürgelerinden olan bir adadaki, Müslüman şeyh
bozuntusu hizmetkarlarından biri, onun maneviyatının ellerinde olduğunu ve Prens Charles’ın Müslüman olan ilk batılı devlet başkanı olduğunu ilan eder.
İşte bu kadar! Artık bu emperyalistlerin zu­lümleri değil, Müslümanlıkları
(!) konuşulma­ ve yazılmaya başlar. Artık gündemi Prens’in yeni keşfettiği İslam hakkındaki övücü sözleri işgal etmektedir.
Bizim Müslümanların gafilleri de buna kanarlar ve ­başlarlar fazilet
edebiyatına.. Tıpkı bir zamanlar Türk işçilerini amelelik için Almanya'ya davet eden Almanların, ileride Müslüman olacakları, bunun “kitap”ta (Kur'an)da yer aldığını iddia ettikleri gibi..
Bu iddiaların yanlış olduğunu, son yıllarda bu ülkelerdeki yabancılara karşı
yürütülen ırkçı politikalar göstermiştir. Demokrasi ve laisizm havarisi olan bu ülkelerde Müslümanlar, şeref­leri olan örtüleri ile okullara alınmamakta, kendilerinden olmadıklarından ötürü diri diri yakılmakta; zulüm ve kan üzerine bina ettikleri sermayelerinin taşeronluğunu, esrar, eroin, beyaz kadın ticaretleri­ni bu müstaz'af konumuna düşürülmüş insanlara yaptırmaktadırlar. Filmlerin iyi kalpli (!), yürekli (!) insan sever (!) aktörlerinin rakipleri olan kötü, çirkin, gangster oyuncuların isimleri ve kimlikleri hep bu yabancılardan se­çilmektedir. Ve batılının gözünde batılı olma­yanlar, özellikle de Müslümanlar - çünkü kendi­lerini tehdit eden en güçlü hareket Müslümanlardan gelmektedir - ikinci sınıf insanlardır... ve maalesef Müslüman halklar, bu çirkin tavırlara karşı gereğince duyarlı davranamamaktadırlar.
Çok üretime ve aynı zamanda çok tüketime dayanan emperyalistlerin ekonomisi, artık ken­dileri gibi çok üretmese de - o işi emperyalist ka­firler yapar - çok tüketmesini istedikleri sömür­geler talep ediyor. İslamiyet gibi israfa ve sö­mürülmeye razı olmayan bir dine tabi olan hal­kı Müslüman ülkelerdeki Müslüman halklar, bir şeklide susturularak, müsrif sistemlerinin ay­nıyla oralarda da kurulması için her türlü hileleri yapmak­tan kaçınmayacaklardır.
Bu hilelerden biri de, alev alev yanan İslam dünyasında, bu aleve benzin döken emperyalist batı kafirlerinin başkan ve prenslerinin oyna­dıkları Müslümancılık (!) oyunudur. Bu oyunlar tamimiyle İslami başkaldırının önüne geçilme­si ve onun izalesi içindir.
Prens Charles'ın Müslüman olma haberlerinde dikkat edilmesi gereken şudur: Charles es­kiden olduğu gibi, bir aşiret/kabile reisi değildir ki, o Müslüman olduğunda tüm kabilesi de Müslüman olacaktır maslahatı, faydası gözetilerek; onunla birlikte tüm İngiliz halkının İslam'a gireceği hesabı yapılsın. Eğer Charles İslam'ı seçecekse veya seçmiş ise kendi felahına olacaktır. Ve ondan sonra da her mümin ferde düşen yükümlülükleri yüklenmesi gerekecektir. Onun prens olması İslam’a bir izzet ve şeref kazandır­mayacaktır. Aksine kendisinin buna ihtiyacı vardır ve hiç bir ayrıcalığı da yoktur.
Müslümanların bu Prens Charles'ın Müslüman olma haberlerine ve bu gibi haçlı emperyalist oyunlarına çok dikkat etmesi ve kanmaması gerekir.
 

Cengiz DUMAN
Araştırmacı-Yazar
www.kurankissalari.tr.gg
 
zülkarneyn kitap resmi ile ilgili görsel sonucu



Facebook beğen
 
Reklam
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=