Kur'an'ı Kerim'de Allah'ın Yeminleri

Kura'an'ı Kerim'de Allah'ın Yeminleri

Giriş :

“Biz onların, ‘Ona bir insan öğretiyor !’ dediklerini biliyoruz. Hak’tan saparak kendisine yö­nelttikleri adamın dili a’cemi (ya­bancıdır, açık değildir), bu ise apaçık Arab'ça bir dildir.” (16/1 03)
“Apaçık Arap diliyle uyaranlardan olman için onu Cebrail se­nin kalbine indirmiştir.” (26/193-195)
Allah’ın; Arapça bir dille indir­diğini beyan ettiği Kur’an’ın, hiç bir şek ve şüpheye yer kalmaksı­zın açık ve anlaşılır olduğu çeşitli ayetlerde de defaatle tekrarlanır.
Kur’an-ı Kerim, muhatapların­dan dil hususunda gelebilecek her türlü itirazlara karşı önceden, bu hususta yapacakları itirazla­rın geçersiz olduğunu ifade eder.
“Biz bu Kur’an’ı yabancı bir dille ortaya koysaydık: “Ayetleri uzun açıklanmalı değil miydi? Bir Arab'a yabancı dille söylenir mi?” derlerdi.” (41/44)
“Apaçık Kitab’a andolsun ki, akledesiniz diye Kur’an’ı Arapça okunan bir kitap kılmışızdır.” (44/2)
Allah Kur’an’ın Arapça, açık, akledilebilen bir kitap olduğunu, çünkü Araplar’ın dili ile indirildiğini belirtiyor. Günlük yaşamın bir parçası olan lisan ile birbirleri ile kolayca anlaşabilen insanlar, Al­ah’ın onlara hitabettiği aynı lisa­n özelliklerine sahip Kur’an’ı el­bette anlayacaklardır.

Cahiliyye Araplarında Yemin Kullanımı :

Cahiliyye dönemi Arap dili in­celendiğinde KASEM adı verilen eminlerin günlük hayatta sıkça kullanıldığı görülecektir. Yemin kullanımı özellikle Arap şiirinde, şair ve kahinlerce yerli yersiz; Ca­hiliyye Arap dilini inceleyen müs­teşriklerin bile sıktırıcı kabul ettik­leri şekilde kullanılmaktaydı. Şair ve kahinlerin şiirlerinde kullandık­ları “seci” formu, bıktıracak dere­cede yeminlerle doluydu.
Gündelik konuşmalarında, ti­cari ve hukuki alanda, şiirlerde olsun; kullandıkları yeminden kasıt, yemin edilen genelde saygı duydukları şeylere dikkat çekmek ve böylece yemin ardından söy­leyecekleri şeylerin önemini, söy­ledikleri şeylerin doğruluğunu karşı tarafa belirtmiş oluyorlardı. “Arapların adeti bir şeyi güzel gördüklerinde onu ta’zim etmek ve ta’zim ettikleri şeye yemin et­mekti.” 1
Cahiliye Arab'ının gündelik yaşamının ayrılmaz bir parçası olan ticarette de yemin önemli bir yer teşkil etmekteydi.
“Hicaz’da bir şikayetin delili olarak yazılı belgelere rastlan­maz. Bildiğim kadarı ile mantık dışı denemeler de yoktur. Dayalı ve sanığın kabul ve itirafı dışın­da, şahadet ve çeşitli şekillerde kur’a çekme usulü vardı. Şahitler doğruyu söyleyeceklerine dair Al­lah’a ve putlara YEMİN ederler­di.”2
Cahiliye Araplarının yemin adetine Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle değinir:
“Ölen kimseyi Allah’ın dirilt­meyeceği üzerine bütün güçleriy­le Allah’a YEMİN ederler.” (16/38)
“Kendilerine bir mucize gös­terilse mutlaka ona inanacakları­na dair bütün güçleriyle Allah’a YEMİN ederler.” (6/109)
"Cahiliye şiirinde ise yemin kullanımı daha geniş bir perspek­tif çizer:
Akşam aydınlığı hakkı için
Karanlık hakkı için
Şafak hakkı için"
Aydınlık getirdiği zaman ki
Sana söylediklerim mutlaka olacaktır." 3
“Ömrüne andolsun ki, kişi için kendisine erişen ölümden ve ihti­yarlıktan kaçış yeri yoktur.
Ömrüne andolsun ki kişi için geniş bir mahal yoktur.
Ömrüne andolsun ki, onun için bir melce’ yoktur." 4
Örneklerini çoğaltmamız mümkün olan, türlü yemin şekil­lerinin bulunduğu bu seci’ler, o günkü Arap lisanının yeminlerle ilgili konumu hakkında bize malu­mat vermektedir.

Kur’an’da Allah’ın Yeminleri :

Anlaşılması için Arapça bir dille indirilen Kur’an’ın, Mekke’de inen ilk ayetleri bu anlaşılmayı sağlayacak Arap lisanının unsur­larından biri olan şiirin, seci for-mu benzeri bir üslup ile muha­taplarına hitabeder.
Kısa, akıcı ve çarpıcı bir muhtevaya sahip olan ilk ayetler aynı zamanda Arap lisanında yaygın olarak kullanılan KASEM (yemin)leri de içermekteydi.
İlk inen ayetlerin yeminlerle oluşan veciz ifade yapısının cahi­liyye şiirine benzemesi, peygam­ber karşıtları müşrikleri peygam­beri şair ve kahine benzetme ifti­rasına götürmüştür. Şeklen bu benzerlik karşıtlar tarafından ifti­raya dönüştürülse de Arap dilinin’ unsurlarını kullanan Kur’an’ın muhtevası zaman içinde bu ifti­raların yok olmasını sağlamıştır. İlk inen Mekki ayetlerdeki Al­lah’ın yeminleri; hem kasem edi­len şeyler hakkında düşünmeye, hem de yeminlerin arkasından gelen konulara dikkat çekmeye çalışır. Aynı zamanda yemin edi­lenler ile arkasından belirtilenler arasında ilgi kurar.
Allah’ın yemin ettikleri boş şeyler değildir. 0, yemin edilen şey daha sonra belirtilenler için şahittir. “Allah mahlukattan bir şeye yemin ettiğinde o şeyin büyüklüğü, kemali ve garabeti dola­yısıyla değil, söz konusu mesele­yi ispatlamak için yemin edilen şeyin delil olarak ileri sürüldüğü­nü anlamaktayız.” 5
“Her yemin kendisinden sonraki konuya delil getirmek içindir.” 6
“Fecre andolsun."
"On geceye andolsun."
"Çifte de teke de andolsun."
"Gelip geçmekte olan geceye andolsun."
"Bunların her biri akıl sahibi için birer yemine değmez mi?” (89/1-5)
“Hayır; yıldızların yerleri üze­rine yemin ederim ki. Bunun ne büyük bir kasem olduğunu bilir misin?” (56/75-76)
Ayetlerde de Allah’ın belirttiği gibi yeminler boş yere yapılmadı­ğı gibi yemin edilenlerin de dikkat çekici şeyler olduğu bizzat Allah tarafından anlatılır.
“Kur’an-ı Kerim’de kendisine kasem edilen eşyanın üzerinde dü­şünülecek olursa, bunların, ken­dilerine kasem edilmemiş olsaydı bile, te’kid edilmesi gereken ve hadd-ı zatında takviye ve ispat edecek nitelikte bulunan şeyler olduğu görülür.” 7
Şurası muhakkak ki üzerine kasem edilen şeyler Kur’an’ın ilk muhatapları olan Araplarca bili­nen nesneler olmalıydı. Eğer bi­linmeyen bir nesne üzerine ye­min yapılmış olsaydı yemin edi­len şeyin şahitlik vasfı olmayaca­ğından, yeminden sonra gelen konunun öneminin ifadesi azalacaktı.
“Kur’an’da 17 sure yeminle başlıyor. Ayrıca sure içlerinde de defalarca yemin ediliyor. Bu ye­min edilen şeylere bir göz attığı­mızda hemen şu üç ortak özellik göze çarpıyor:
1) Herkes tarafın­dan tartışmasız biliniyor.
2) Bu denli bilinmesine ve bu denli önemli olmasına rağmen insanlar bunları çoğunlukla kanıksamış. Doğru yolu bulmakta bize yardım­cı olacak birer ayet oldukları unu­tulmuş.” 8
Cenab-ı Allah bu şekilde Araplarca gelişigüzel kullanılan yeminleri, hidayet unsurunu ön plana çıkararak hem ayetlerin anlatım özelliğini artırmış ve hem de, “akletmesini” istediği insanla­rın yarattığı nesneler üzerine dik­katini çekmiş oluyordu.
“Yeminler ve ardından yeminlere bir cevabın gelmesi, ilk dö­nem Kur’an surelerinin diğer bir özelliğidir. Kur’an muhataplarına, hiç de yadırgamayacakları, onla­rın yaygın olarak kullandıkları bir üslup ile hitap ediyor. Doğadaki somut olgular üzerine yapılan ye­minler, uyumlu kafiyelerle birlik­te, ayetlerle harikulade bir güzel­lik veriyor. Yemin ile, vakıalarda­ki hikmet ve gerçeklerin doğru olarak görülmesi sağlanıyor. On­lar hakkındaki yanlış değerlendir­meler gideriliyor. Böylece yemin edilen vakıalardaki hikmet ve gerçeklerin tanıklığında yemin cevabındaki gerçekler ve hizmet­ler ortaya konuyor. Başka deyiş­le, yemindeki vakıalar gerçek ol­duğu gibi cevaptaki vakıalar da gerçektir, hikmetlerle doludur.” 9
Yeminlerle başlayan surelere baktığımızda yemin edilen şeyler ile daha sonra gelen konu ara­sında nazik bir uyumun olduğu göze çarpmaktadır.
“Kıyamet gününe yemin ederim."
"Kendini kınayan nefse yemin ederim."
"İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanır?"
"Evet, bizim onu parmak uçla­rını bile aynen eski haline getir­meye gücümüz yeter."
"Fakat insan önündekini (kıya­meti) yalanlamak ister.” (75/l -5)
Görüldüğü gibi sure başında kıyamete yemin edilmiştir. Yeminin devamında gelen konu kıya­metin gerçekliği üzerine olmakta­dır.
“Burçlar sahibi göğe andol­sun."
"Va’dedilen güne andolsun."
"(0 gün) şahide ve şahitlik edilene andolsun ki,"
"Kahrolsun o hendeğin adam­ları.” (85/1-4)
Sert bir yemin ardından sıra­lananlar, işkencecilerin kınanma­sı ve nankörlüğün gündeme geti­rilmesidir.

Sonuç :

Neticede Allah, cahiliyye dö­neminin yozlaşmış bir anlatım şekli olan yeminleri (kasem) hi­dayet içeriğine sahip bir şekle sokarak Kur’an’ın anlatım üslu­bunu güzelleştirmiş ve anlatımını kuvvetlendirmiştir. Ayrıca cahiliy­ye Arab'ının gelişigüzel kullandığı yeminler daha sonraları bir düze­ne sokularak toplumu kaynaştı­ran bir öğe haline getirilmiştir.

Notlar:

1. M. Ragıp İmamoğlu, İmam Ebu Mansur el-Maturidi ve Te ‘vi­latu ‘1-Kur ‘an ‘daki Tefsir Metodu, s.75; Ankara, 1991.
2. M. Hamidullah, “İslam’da İsbat Hukukunun Doğuşu”, İlahiyat Fa­kültesi Dergisi, C. IV, Izmir, 1987.
3. Dücane Cündioğlu, “Kur’an Hakkında Şüphe ve Tereddütler”, Kalem, Sayı: 5, Ankara, 1988.
4. İbn i Hişam, İslam Tarihi, s.75, İstanbul, 1985.
5. Mevdudi, Tefhimü’l-Kur’an, C.VII, s. 22, Istanbul, 1986.
7. M. Ragıp İmamoğlu, a. g. e.,s.76
8. M. Yaşar Soyalan, “LeyI Sure­si”, Kalem, Sayı: 6, Ankara; 1988.
9. M. Ali Baltaşı, İlk Mesajlar. s. 81, Ankar

Cengiz DUMAN
Araştırmacı-Yazar
www.kurankissalari.tr.gg
 
zülkarneyn kitap resmi ile ilgili görsel sonucu



Facebook beğen
 
Reklam
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=