Hz.Davud’un hüküm vermesi
Hz.Davud’un hüküm vermesi


 
Kur’an’ı Kerim Hz. Davud’un krallığını tanımlarken hem askeri hem yönetim açısından üstün özelliklere sahip olduğunu vurgulamaktadır. Askeri sahada savaş sanatının gerekleri olan savaş araç ve gereçleri ve ordunun tanzimini gerçekleştiren Davud(a.s), yönetiminin ayakta kalması için adaleti tesis edecek sistemi kurmuştur. Bunun için yönetimin idari teşkilatlanmasını en ideal şekilde gerçekleştiren Hz. Davud, bu mekanizmanın Allah’ın istediği ölçüde çalışmasını temin için adalet’i yerine getirmeye dikkat etmekteydi. ““Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife yaptık. O halde insanlar arasında adaletle hükmet. Hevâ ve hevese uyma, sonra bu seni Allah'ın yolundan saptırır.” (38/Sad suresi/23)
            İşte adaleti yerine getirmede Hz. Davud’un örnekliği Kur’an’da şöyle kıssa edilmektedir: “(Ey Muhammed!), Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mâbedin duvarına tırmanmışlardı. “ “Davud'un yanına girmişlerdi de Dâvud onlardan korkmuştu. "Korkma! Biz birbirine hasım iki davacıyız, aramızda adaletle hükmet, haksızlık etme; bize doğru yolu göster" dediler.“ “(Onlardan biri şöyle dedi:) Bu, kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Böyle iken "Onu da bana ver" dedi ve tartışmada beni yendi.”  ” Davud: Andolsun ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu, birbirlerinin haklarına tecâvüz ederler. Yalnız iman edip de iyi işler yapanlar müstesna. Bunlar da ne kadar az! Dedi. Davud, kendisini denediğimizi sandı ve Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapandı, tevbe edip Allah'a yöneldi.”   “Sonra bu tutumundan dolayı onu bağışladık. Kuşkusuz yanımızda onun yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardır.” “Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife yaptık. O halde insanlar arasında adaletle hükmet. Hevâ ve hevese uyma, sonra bu seni Allah'ın yolundan saptırır. Doğrusu Allah'ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin bir azap vardır.” (38/Sad suresi/20-24)
Yine Kur’an’ı Kerim’de verilen bir başka örnekte, Davud(a.s) ve oğlu Süleyman’ın(a.s) hüküm verme işlevinden bahsetdilmdir. “Davud ve Süleyman'ı da (an). Bir zaman, bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı: bir gurup insanın koyun sürüsü, geceleyin başıboş bir vaziyette bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti. Biz onların hükmünü görüp bilmekte idik.”“Böylece bunu (bu fetvayı) Süleyman'a biz anlatmıştık. Biz, onların her birine hüküm (hükümdarlık, peygamberlik) ve ilim verdik. Kuşları ve tesbih eden dağları da Davud'a boyun eğdirdik. (Bunları) biz yapmaktayız.”
            Müfessirler Hz.Davud’un karşısına ansızın çıkan davacıları; Davud(a.s)’un muhafızlarını atlatarak Hz. Davud’a ulaşmaları olarak tefsir etmektedirler. Bunun önemi yoktur ancak ansızın karşısına çıkıp kendisinden davalarına bakmalarını isteyen kişileri melekler zannetmesi muhtemeldir. Bu yüzden Kur’an onun “…kendisini denediğimizi sandı ve Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapandı, tevbe edip Allah'a yöneldi.” Diyerek Allah’a olan takvasını anlatmaktadır. 
            Hz. Davud’un yaşamının bir kesitinin kıssası olan bu bölüm aslında kıyamete kadar tüm insanlığa özelde Müslümanlara dersler sunmaktadır. Bu dersleri sonuç kısmında kategorize edeceğimizi belirterek Tevrat metinlerinde yer alan Hz. Davud’un hükmü ile benzer kıssa üzerinde durmak istiyoruz.
“RAB Natan'ı Davud'a gönderdi. Natan Davud'un yanına gelince ona, "Bir kentte biri zengin, öbürü yoksul iki adam vardı" dedi, "Zengin adamın birçok koyunu, sığırı vardı.” “Ama yoksul adamın satın alıp beslediği küçük bir dişi kuzudan başka bir hayvanı yoktu. Kuzu adamın yanında, çocuklarıyla birlikte büyüdü. Adamın yemeğinden yer, tasından içer, koynunda uyurdu. Yoksulun kızı gibiydi.” “Derken, zengin adama bir yolcu uğradı. Adam gelen konuğa yemek hazırlamak için kendi koyunlarından, sığırlarından birini almaya kıyamadığından yoksulun kuzusunu alıp yolcuya yemek hazırladı." “Zengin adama çok öfkelenen Davud, Natan'a, "Yaşayan RAB'bin adıyla derim ki, bunu yapan ölümü hak etmiştir!" dedi,” "Bunu yaptığı ve acımadığı için kuzuya karşılık dört katını ödemeli." ” Bunun üzerine Natan, Davud'a, "O adam sensin!" dedi, "İsrail'in Tanrısı RAB diyor ki, 'Ben seni İsrail'e kral olarak meshettim ve Saul'un elinden kurtardım.” “Sana efendinin evini verdim, karılarını da koynuna verdim. İsrail ve Yahuda halkını da sana verdim. Bu az gelseydi, sana daha neler neler verirdim!” ” Öyleyse neden RAB'bin gözünde kötü olanı yaparak, onun sözünü küçümsedin? Hititli Uriya'yı kılıçla öldürdün, Ammonlular'ın kılıcıyla canına kıydın. Karısını da kendine eş olarak aldın.” “Bundan böyle, kılıç senin soyundan sonsuza dek eksik olmayacak. Çünkü beni küçümsedin ve Hititli Uriya'nın karısını kendine eş olarak aldın.” (Tevrat; II.Samuel, 12/1-10)
            Tevrat’ın II.Samuel kitabında yer alan bu kıssada Hz. Davud hakkında daha önce yer alan bir iftiraya binaen Davud’un(a.s) kendi kendini yargılaması temin edilerek hakkındaki hükmün uygulanması anlatılmaktadır.
Kur’an kıssası ile Tevrat kıssası benzer gibi gözükseler de aralarında büyük farklılıklar vardır.
            Öncelikle Kur’an’daki kıssada Hz. Davud’dan hüküm vermesini isteyen davacılar var iken Tevrat kıssasında davacı yoktur. Tevrat kıssasında hüküm soran Tanrı Yehova’nın yolladığı Natan isimli peygamber vardır. Davası sorulan kişi ise Hz. Davud’un kendisidir. Tevrat kıssasında Davud’un kocasının elinden aldığı kadın davada hükmü sorulan sahibinin tek kuzu olarak temsil verilmektedir. Birçok koyun sahibi ise; bir çok eşe sahip olan Davud’un kendisidir. Birçok eşi olmasına rağmen evli bir kadını kocasının elinden alan Davud böylece mahkum edilmektedir. Üstelik kendi verdiği hüküm ölümdür. Ancak bu hükme rağmen Tanrı Yehova, Davud’u değil, onun zorla karısı yaptığı kadından olan çocuğu ölümle cezalandırılarak büyük bir tutarsızlık örneği verilmektedir. 
Kur’an’da Davud(a.s) peygamber olarak hüküm verirken Tevrat kıssasında soru soran kendisinin peygamberi Natan’a Kral olarak hüküm vermektedir. Bu büyük bir çelişkidir. Peygamberlik müessesesi ile krallık birbirine karıştırılmıştır. Bir kuzu için ölüm hükmü vermek başlı başına tenakuz olduğu gibi, kuzuya karşılık ayrıca dört misli karşılık verilmesi hükmü gibi ayrı bir garabet daha ortaya çıkarak tutarsızlıklar zinciri sergilenmektedir.
Tevrat’ın Davud’un hükmü ile ilgili kıssa her hali ile tahrifat izleri taşımakta ve bu yönü ile adaletli hüküm verilmesine değil kutsal kitapta nasıl tahrifat yapıldığına örnek teşkil etmektedir.
Tevrat’ta Hz. Davud’a atfedilen muharref hüküm anlatımı yanı sıra sahih addedebilecek hükümler de kıssa edilmiştir. Buna örnek putperest Kral Amelek ile savaşından sonra geçmektedir:  
Ama Davut'la giden adamlardan kötü ve değersiz olanların tümü, "Madem bizimle birlikte gitmediler, geri aldığımız yağmadan onlara hiçbir pay vermeyeceğiz" dediler, "Her biri yalnız karısıyla çocuklarını alıp gitsin."  “Ama Davut, "Hayır, kardeşlerim!" dedi, "RAB'bin bize verdikleri konusunda böyle davranamayız! O bizi korudu ve bize saldıran akıncıları elimize teslim etti.” “Sizin bu söylediklerinizi kim kabul eder? Savaşa gidenle eşyanın yanında kalanın payı aynıdır. Her şey eşit paylaşılacak!" “O günden sonra Davut bunu İsrail için bugüne dek geçerli bir kural ve ilke haline getirdi.”(Tevrat; I.Samuel,30/22-25)




Cengiz Duman
Araştırmacı-Yazar
www.kurankissalari.tr.gg
 
* KİTAP *




*E-KİTAP*




DİNLERDE ARINMA İBADETİ OLARAK GUSÜL

Facebook beğen
 
 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol