İstanbul Tekkeleri

 

 
  İSTANBUL TEKKELERİ
 
Kanal yedi’nin kurulduğu ilk yıllarda yayınlanan, İstanbul tekkeleri belgeseli; kanal yedi’nin yan kuruluşu, haber yedi kanalında, yeniden yayınlanmaktadır.
Tekkelere ve İstanbul’daki Osmanlı dönemi İslami yaşamına bakış açılarımızı yönelten bu belgesel program vesilesiyle Tekkeler ve İstanbul tekkeleri üzerinde durmak istiyorum.
Tekke, Farsça “Tekye“ kelimesinden gelmiştir. Çoğul olarak “Tekaya” denilen bu kelime ile İslam ülkelerinde ve özellikle Türkiye cumhuriyeti kurulana dek Osmanlı devleti topraklarında İslami gurupların kurdukları özel ibadethanelere verilen bir isimdir.
Osmanlı döneminde hemen tüm Osmanlı toprakları üzerinde kurulup, yaygınlaştırılan ve devletçe desteklenen bu kurumların yönetim yeri Osmanlı’nın başkentleri olmuştur. Tekkeler özellikle Osmanlının son başkenti İstanbul’da, İslami hayat ve bunun uzantısı devlet yönetiminde çokça yer almıştır.
İstanbul’un tarihi yarımada adı verilen eski Bizans bölgesi de dâhil olmak üzere, beş yüz civarında Tekke’nin İstanbullulara hizmet verdiği kayıtlarda yer almaktadır.
Kendi içinde Şeyh’ten başlayarak, tarikat nevilerine göre hiyerarşisi olan Tekkelerin, kurucu ve yöneticisi o tarikatın şeyhi ve nesebinden gelen kişiler olmaktaydı.
Osmanlı devrinin bir okulu olan Tekkeler ve münhasıran İstanbul tekkeleri; Kur’an kıraati, tefsir, Hadis, Fıkıh gibi din dersleri yanı sıra, Edebiyat, Tasavvuf musikisi ve bazı fenni ilimleri; tekkelere gelenlere öğretmekteydiler.
Müslüman toplumun yapısını, omurgasını oluşturan bu tekkelerden yetişen mümtaz şahsiyetler hem devlet yönetiminde hem de toplumun manevi istikametinde lider konumuna ulaşabilmekteydiler.
İslam kültürünün oluşmasında önemli bir yeri olan tekkeler Tekke, Dergâh, Asitane, Zaviye, Hankah gibi isimlerle de anılmaktaydı.
Bir külliye halinde kurulan Tekkeler aynı zamanda birer şifahane vazifesi de üstlenmekteydiler.
Tasavvufun; Kadiri, Nakşî, Rufai, Celveti, Rufai, Şazeli, Sünbüli, Şabaniyye, Mevlevi v.s gibi onlarca tarikat kollarına ait olarak, onların kurumsallaşması olarak oluşan Tekkeler; bir devrin dini, kültürel ağırlığını yüklenmiş müesseseler olarak karşımıza çıkmaktadırlar.
Tekke mimarisi, her tarikatın yaşam anlayışına göre şekillendirilmişti. Genel olarak Tekke bölümleri şu kısımlardan oluşmaktadır. Semahane, selamlık, harem, derviş odaları, çilehane, türbe, mutfak, kiler, hazire.
İstanbul’un fethinden önce İstanbul civarına yerleşmeye başlayan Müslümanlarca kurulmaya başlanan Tekkeler Osmanlı döneminde devlet yönetiminde de önemi giderek artan kuruluşlar olmuşlardır.
Tekke ve zaviyelerin bir kısmı, ticaret kervanları ve seyahat edenler için hayati tehlikeye sahip mıntıkalarda kurularak; askeri sevk ve idareyi kolaylaştırıyor ve kervan ticaretini engelleyecek eşkıya ve diğer düşman kimselere mani olmak için birer askeri üs vazifesi yapıyorlardı. Bunun yanı sıra tekkeler, zorlu kış ve yağış dönemlerinde yolcular için sığınılacak bir melce oluyordu.
İstanbul veya diğer Osmanlı başkentleri arasında hem haberleşme hem kültür ve hem de dini tedrisatın hareketliliğini ve birliğini temin etmekteydiler. Bu yüzden İstanbul tekkeleri Osmanlı idarecilerinin ülke yönetiminde aradığı olmazsa olmaz müesseseler haline gelmişlerdir.
Bu mekânlarda yetişen üstün zekâlı, görüşü açık, deha insanlar, devlet kademelerinde yer alarak ülke yönetimindeki kadroları oluşturmaktaydılar.
Bir külliye halinde kurulan Tekkeler aynı zamanda birer şifahane vazifesi de üstlenmekteydiler. Özellikle psikolojik rahatsızlıkların tedavi merkezi olan Tekkelerde bu tip rahatsızlıkları olanlar aynı zamanda rehabilite edilmekteydiler.
Osmanlının çok yönlü yararlandığı ve ülkenin manevi mimarisinin oluşmasında çok önemli yeri olan Tekkelerin; Osmanlının zayıflaması ile birlikte ülke yönetimi ve kültüründe olumsuzlukların odağı haline geldiğini görmekteyiz.
Zamanla Kur’an’i dayanakları zayıflayan, yitiren ve giderek asli hüviyetinden sapan Tekkelerin; hem Osmanlının yönetiminde hem de son dönemdeki İslami hayatın şekillenmesinde zorluklar çıkardığını; gelişen seküler yapılı medeniyete ayak uyduramadığını gözlemlemekteyiz.
Osmanlının yıkılması ile kurulan Cumhuriyet yönetiminin, düşündüğü yönetim ve medeniyet projesinde büyük engel olduğu görülen Tekkeler; 1925'te çıkarılan, “Tekke ve zaviyelerle türbelerin seddine ve türbedarlıklar ile bir takım unvanların men ve ilgasına dair” kanun ile kapatılırlar.
Günümüze kadar uzun süren devlet baskısı ve kapatılmaları dolayısı ile faaliyetleri durdurulan Tekkelerin müntesiplerinin azalması yüzünden bakımsız ve harap vaziyete düşen Tekkelerin ayakta kalan bir kısmı, bu gün hala İstanbul ve diğer şehirlerde ilgi beklemektedir.
Asli hüviyetine döndürülmeseler de; rehabilite edilerek; Edebiyat, Musiki ve yapılarına uygun diğer eğitim dallarında işlevsel hale getirilebilecek bu kültürel mirası; insanlarımızın gündemine “İstanbul Tekkeleri” belgeseli ile yeniden getiren haber 7 yetkililerine teşekkür ediyorum.
 
Cengiz Duman
Araştırmacı-Yazar
www.kurankissalari.tr.gg
 
zülkarneyn kitap resmi ile ilgili görsel sonucu



Facebook beğen
 
Reklam
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=