Allah yeri "yayıp" "döşeyen"dir, inkâr etseniz de! etmeseniz de!

ALLAH YERİ “YAYIP” “DÖŞEYEN”DİR, İNKÂR ETSENİZ DE! ETMESENİZ DE!

 

Geçen haftaki yazımızda Müslüman din adamlarının Kuran’da dünyanın düz olduğunun yazılı olduğunu savunduğunu biliyor musunuz?"Tanrı’nın yeryüzünü düz olarak, gökleri de muhafazalı bir tavan şeklinde yaratması, insanların geniş yollarda yürüyerek kolaylıkla seyir ve seferlerde bulunmalarını sağlamak içindir. Tanrı bunu kitabında açıklar." Diyen; Türkiye’nin çok satan renkli gazetelerinden birindeki köşe yazarının bu yazısını konu edinmiştik.
Ve şöyle bir tespitlerde bulunmuştuk;Seküler düşünceye sahipve evrim teorisi yanlısı yazar” “İslam ve onun kitabını küçümseme gayretindedir.” “hem Kur’an’ı hem Müslümanları küçümsemek için Kur’an’da “bilimsel tezat vardır” tezi oluşturmaya çabalayan çok satan! Renkli! Gazete yazarının amacı, Kur’an’ı hayat içerisinden dışarı çıkarmak mezarlık kitabı göstermek amaçlıdır.”   “Kur’an’da “bilimsel çelişki var” işte, ünlü alim Taberî de bunu söylüyor iddiasıyla, aynı zamanda sekülerizm’in tek dayanağı! İnkârcı evrim felsefesinin propagandasını yapma peşindedir.”   “İnananlara ve inandıkları değerlere hakaretler içeren ve onları tahrik etme amaçlı olduğu anlaşılan bu yazı….”
Nitekim bu konularda haklı olduğumuz bir hafta bile geçmeden doğrulanmış oldu. Çok renkli gazete yazarının aldığı tepkiler tam da onun yaptığı kışkırtıcılığın, tahrikin karşılığı olduğunu yazar şu satırlarla anlatmaktadır: “5 Ekim Pazar günü yayımlanan "Harun Yahya Safsatası ve Evrim" başlıklı yazım müthiş bir e-posta saldırısına uğradı.” “S….m C…n adlı çok zarif bir okurcu "Bu Darvin denilen bilmem neden başka akıllı gelmemiş mi bu dünyaya? bu Yahudi p……kten başka yani. ve buna inanan s…klara ne diyeceksin? Aslında bu DİNSİZ KİTAPSIZ HERİFİN gayesi planlı ve proğramlı olarak dinleri inkar etmek, başka bir şey değil onun bu sergilediği soytarılıklar" diye buyuruyor.”
Yazar tahrik ettiği kitleden aldığı karşılığı yine onları tahrik eden ve işin içine Laik cumhuriyetin, seksen yıllık en köklü bakanlığını da karıştırarak, ince! Göndermelerde bulunmaktadır. “Gönderilen e-postaların çoğu bu minvalde. Bu insanları yetiştiren 50 yıldır T.C. Milli Eğitim Bakanlığı! Yetiştirmeye devam edeceği yaptığı işlerden anlaşılıyor.” Bu tespite ne denir?Kel alaka” herhalde!
Oysa geçen haftaki yazımızda yazarın, inançlı insanlara ve inançlarına hakaret ve tahrik cümleleri ile bezenmiş yazısına karşı;İnananlara ve inandıkları değerlere hakaretler içeren ve onları tahrik etme amaçlı olduğu anlaşılan bu yazıya, Müslüman ağırbaşlılığı ile cevap vermeye gayret ederek konunun doğru anlaşılması yönünde bilgiler vermeye gayret edeceğiz. “ diyerek soğukkanlı ve örnek bir davranışta bulunarak “Kur’an’a göre dünya düz mü?” başlıklıyazımızla cevap vermiştik.
Çok satan, renkli gazetenin yazarı, yeni yazısında, Kur’an’a karşıt tutumunu kamufle etmeye çalışarak veya laikçi takıyyede! Bulunmaya çalışarak “kulağını tersten göstermeye” gayret etmektedir. Fanatik kitle bu bölüme de ateş püskürdü. Kuran varken neden Taberi’den örnek gösteriyormuşum? Ben kimseyi kırmak istemediğim için Kuran’dan örnek göstermedim. Kuran’da elbette Dünya’nın yuvarlak olduğu ve güneşin çevresinde döndüğü yazmıyor.”
Bizde demiştik ki; “Taberi’nin, Yer ve Gök’le ilgili olarak Kur’an’a atıfta bulunması, yerin düz olmasının Kur’an’dan bir ayete bağlaması ile alakalı değildir -Zaten böyle bir ayet yoktur- tamamen Allah’ın yeri ve göğü yaratarak yaşam için insanların emrine bir nimet, rızık anlamında vermesi anlatımı ile ilgilidir. “ 
Muhterem! Yazar herhalde bunu fark etti ki bu sefer başka bir inkârcı saptırmaya gayret göstermektedir. "Ardından yeri yaydıkça yaydı." (Naziat Suresi, 27–33) "Il a ensuite étendu la terre" (Sourate LXXIX, 30) "and the earth - after that He spread it out" (The Pluckers, LXXIX, 30) "O’dur sizin için yeri döşek gibi yapan" (Taha Suresi, 53) "Yeri yayan, üzerinde sabit dağlar..." (Rad Suresi, 3)
Zat-ı muhterem! “Bilime zıt” gördüğü! Kur’an ayetlerinin Türkçe, Fransızca ve İngilizce meallerinden örnekler vererek, sanki Kur’an’a değil de Kur’an’ın, yanlış yapıldığını iddia ettiği Türkçe çevirilerine karşı çıkıyormuş görüntüsü vermeye çalışmaktadır. “Türkçe’deki Kuran çevirileri, çeviriden çok aşırı yorum içeriyor. Bir çevirmen "Sonra da yeri döşeyip yerleşmeye hazırladı" diyor. İkincisi "Bundan sonra da yeri yayıp deve kuşu yumurtası biçiminde yuvarladı" diye yorumluyor. Üçüncüsü ise "Bundan sonra da yeri döşedi" diye yazıyor. Daha ilginç bir meal çevirisi (!) de var: "Ondan sonra yerküreyi eksenine göre eğip bir elipsoit haline getirerek yayıp döşedi." El insaf yani!
Yazarı hazretleri! Aslında; hakaret ettiği inanç ve inançlı zümreleri üzmemek için nelere katlanıyormuş, bir bakın! “Ben bunları bildiğimden kimseyi üzmemek için ana kaynağa (Kur’an) gönderme yapmadım.”
Arkasından hakarete devam ederek; “Kuran’ın Arapçasında, Fransızcasında, İngilizcesinde "Yeri yaydı" diyor. Bu yayma masa örtüsü gibi yayma anlamında. Din kitaplarını bilimselleştirmek çok tehlikelidir!” Her şeyden evvel şunu hatırlatalım Kur’an’ın Arapçası vardır amma, Fransızca ve İngilizcesi bulunmamaktadır. Onlar çeviri, ıstılahi anlamda “Meal” olarak adlandırılır. "Ardından yeri yaydıkça yaydı." (Naziat Suresi, 27–33) olarak verdiğiniz meal’in tam numarası Naziat suresi, 30’dur. Biraz daha okuyun ya da karıştırın ne bilim dışılıklar bulusunuz! Karıştırın! Karıştırın! Tahrik edin, daha çok okunursunuz! daha çok gazeteniz satılır! Yazar bu kadar meal’le uğraşmış az biraz da tefsir ve lügat’lerle uğraşsaydı hemen hemen T…n D….n kadar müfessir olacakmış!
Gelelim çok renkli, boyalı gazete yazarının, Kur’an’ın ayetlerindeki “bilimsel zıtlık”lar olarak nitelendirdiği anlatımlara. Yazar tespit ettiği “bilim zıttı” ayetlerden biri olarak "O’dur sizin için yeri döşek gibi yapan" (Taha Suresi, 53) ayetini örnek vermektedir.
Ragıp el-Isfahani, meşhur eseri Müfredat’ta “döşek” M-h-d kelimesine şu örnekleri verir. “Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. "Biz, dediler, (el-Mehde) beşikteki bir sabî ile nasıl konuşuruz?" Bu ayetteki “Mehde” kelimesinin anlamı, çocuk için hazırlanan Yatak/Beşik manasına gelmektedir. Nasıl ki bir bebek tüm ihtiyaçlarını bu beşik içerisinde gideriyorsa; yemek, içmek, def’i hacet, uyuma, gülme, ağlama v.s gibi; insanlarda, Allah’ın kendilerine beşik benzeri olarak “iki günde” yarattığı yeryüzünden istifade etmektedirler.
Onun için Allah, Arap lisanının vasıtaları ile benzetmelerde bulunarak, yüksek belagat ve icazı ile yeryüzünü beşik olarak nitelemekte, bir annenin şefkat ve yardımlarına muhtaç ve onun sayesinde beşiğinde yaşamını sürdüren bir bebek gibi; rahmeti, Rezzak ve diğer vasıfları ile yeryüzündeki insanları yaşatmaktadır, demektedir.
Buna örnek olarak daha birçok misal sunulmaktadır, Kur’an ayetlerinde: “Biz yeryüzünü bir döşek, yapmadık mı?” (78/Nebe/7) “O Rab ki, yeri sizin için bir döşek, göğü de (kubbemsi) bir tavan yaptı. Gökten su indirerek onunla, size besin olsun diye (yerden) çeşitli ürünler çıkardı. Artık bunu bile bile Allah'a şirk koşmayın.”(2/Bakara/22)
Görüldüğü gibi Allah yeryüzünü beşik/döşek gibi benzetmelerle insanın istifadesine sunduğunu anlatmakta ve hemen arkasından Tevhidî değerlere atıfta bulunarak Allah’a itaate çağırmaktadır. Allah bu misallerle Bilimsellik peşinde değildir. Bu ifadelerin bilime aykırılığı da yoktur. Tamamen dil unsurları ve Arap arka planındaki hâlihazır bilgiler vasıtası ile İslam’a çağrı vardır
Allah’ın yeri yayıp döşemesi ise tamamen mecazî bir ifadedir. Yayma fiilini anlatan M-d-d, kelimesi ile ilgili olarak Müfredat’ta şunlar kaydedilmektedir. M-d-d kelimesinin asıl anlamı, çekmek uzatmaktır. Bu manada “yaranın uzun süre devam etmesi”, “nehrin kabarması”, “gözü falanca şeye diktim” gibi anlamlar içermektedir.  ” Kesinlikle hayır! Biz onun söylediğini yazacağız ve azabını uzattıkça uzatacağız.” (19/Meryem/79) Bu ayetteki azabın uzadıkça uzaması, azabın uzun süre devam etmesini ifade etmek içindir.  Lokman suresinde ise deniz ve arkasından yedi deniz daha “uzasa/devam etse/ dâhil olsa” şeklindeki ifade ile de süreklilik anlatılmaktadır.“Şayet yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de arkasından yedi deniz katılarak (mürekkep olsa) yine Allah'ın sözleri (yazmakla) tükenmez. Şüphe yok ki Allah mutlak galip ve hikmet sahibidir.” (31/Lokman/27)
Dolayısı ile Allah’ın yeri yaymak, döşemek gibi ifadeleri; çok renkli-boyalı gazete yazarının iddia ettiği gibi; “El insaf yani! Ben bunları bildiğimden kimseyi üzmemek için ana kaynağa gönderme yapmadım. Kuran’ın Arapçasında, Fransızcasında, İngilizcesinde "Yeri yaydı" diyor. Bu yayma masa örtüsü gibi yayma anlamında.” Değil, tamamen Cenab-ı Hakk’ın insanlara verdiği/vereceği nimetlerin sürekliliğini, devamlılığı, sonsuzluğunu yansıtmakta veya anlatmaktadır.
Nasıl bir bebeği beslemek, ihtiyaçlarını karşılamak için ona sürekli takviye yapmak gerekiyorsa; yeryüzünü, insanlar için beşik yapan Allah, onlar için de sürekli nimetler sunar ve bu nimetlerin ardı arkası kesilmez, uzadıkça uzar, yayıldıkça yayılır.
Yeryüzü, Gökyüzü ve Yaymak/döşemek gibi fiiller ile ilgili ayetlerin siyak-sibak, öncesi ve sonrası ile okunarak birlikte mütalaa edilirse, Kur’an’ın Yeryüzü / Gökyüzü / beşik / yaymak/ döşemek gibi kavram ve fiillerinden muradı tam olarak anlaşılacaktır. “Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı ki onu Allah bina etti,”  “Onu yükseltti, düzene koydu ,” “Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı.” “Ondan sonra da yerküreyi döşedi” “Yerden suyunu ve otlağını çıkardı,” “Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.” “Kendiniz ve hayvanlarınız için bir faydalanma olmak üzere.” “Her şeyi alt üst eden o büyük felâket geldiği vakit,” “İnsanın yapıp ettiklerini hatırlayacağı gün” “Ve görene cehennem açık bir şekilde gösterilmiştir.” “Artık kim azmışsa ,” “Ve dünya hayatını ahrete tercih etmişse,” “Şüphesiz cehennem(onun için) tek barınaktır. (79 /Naziat/ 30)  “Yeri döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar yaratan ve orada bütün meyvelerden çifter çifter yaratan O'dur. Geceyi de gündüzün üzerine O örtüyor. Şüphesiz bütün bunlarda düşünen bir toplum için ibretler vardır.”(13/Rad/27–3)
Evet, Allah Kur’an’da bilim ve bilimsellik peşinde değildir. Bunlar Allah’ı ve nimetlerini anlatmak için birer araç olabilirler, asla amaç değildirler. Allah, Kur’an ile var olanlardan, bilinenlerden, her Kur’an muhatabı anlayacağı biçimde, belagat ve icazla örnekler verir ve insanları Tevhid’e, Vahdet’e davet eder.

Cengiz Duman
Araştırmacı-Yazar
www.kurankissalari.tr.gg
 
zülkarneyn kitap resmi ile ilgili görsel sonucu



Facebook beğen
 
Reklam
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=