KUR'AN VE SÜNNET'TE "AYIN EVRELERİ"
KUR'AN VE SÜNNET'TE "AYIN EVRELERİ"
 
 
Kur’ân’ın ayetlerinde tespit ettiği ve modern bilimin ulaştığı bilimsel gerçekler, insanlık için İslâm’ın hak din ve bilim dini olduğunu, mucizesinin maddi ve manevi iki yönlü olduğu gerçeğini kuvvetlendirmektedir. Bundan dolayı İslâm’ın imajını düzeltmede bu bilimsel gerçeklerin kullanılması uygundur.
Modern bilimin Kur’ân’da bulunan ve işaret edilen bilimsel gerçekleri günden güne tespit ettiği; Kur’ân’ın yüzyıllar boyunca bilim adamları ve düşünürleri hayretler içinde bırakan gerçekleri içerdiği ve bütün insanlık için bir delil olduğu görülmektedir.
Biz bu çalışmamızda Allah’ın yaratılışla ilgili ayetlerinden olan Güneş ve Ay’a ve bunların birtakım dini işlerin ve ibadetlerin vaktini belirlemedeki rolüne dikkat çekeceğiz.
Güneş ve Ay’ın namaz, oruç, hac, zekat ve bayram vakitlerini belirlemede önemli bir rolü vardır. Bu önem, Ramazan ayının başlangıç ve bitişini belirlemede sadece gözle görmeye mi yoksa teleskop gibi birtakım modern aletlere mi dayanılması gerektiği meselesinde daha da artmaktadır. Araştırmamızda Güneş ve Ay’ı hizmetimize sunan Allah’ın büyüklüğünden bahsedecek, Güneş ile Ay’ın insan hayatındaki ve ibadet vakitlerini belirlemedeki önemini açıklamaya çalışacağız. Aynı zamanda bu konuda büyük bir önem arz eden hicrî kamerî takvime de değineceğiz. Ayrıca araştırmamızın neticesinde Kabe civarında hilalin gözlenmesi ve ayın evrelerinin tespiti için bir merkez inşa edilmesi fikrine de temas edeceğiz.
Yüce Allah kutsal kitap Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Onlara bir delil de gecedir: Ki Biz ondan gündüzü sıyırıp soyarız, birden karanlığa gömülürler... Güneş de bir delildir onlara, akar gider yörüngesinde... Takdir-i Aziz u Alim böyle olur işte! Ay için de birtakım safhalar, duraklar tâyin ettik, dolaşa dolaşa, nihayet eski hurma salkımının çöpü gibi kuru, sarı, kavisli bir hâle gelir. Ne gündüz Aya kavuşabilir, ne gece gündüzün önüne geçebilir, o gök cisimlerinden her biri, birer yörüngede akar, durur....” (Yasin Suresi, 36 / 37-40)
Bu ayetler incelendiğinde pek çok yönden apaçık mucizeler görülecektir. Kainatın her yerini örten, galaksi ve Güneş sistemini kuşatan zifiri karanlık, sonra Güneş sisteminin merkezinde buluna ve Aziz ve Alim olan Allah’ın takdir ettiği yere doğru korkutucu bir hızla hareket eden Güneş’e, oradan da Güneş’in etrafında dönen küçük Ay’a yönelişte ince bir tertip vardır. Ayetler Güneş’e ve Dünya’ya göre konumunun değişmesi sebebiyle sonunda küçük bir hilale dönüşen ve günlerin birbirini izleyişini gösteren Ay’ın evrelerinin nasıl değiştiğini açıklamaktadır.
Bazı alimler yukarıda geçen ayete dayanarak takvimdeki ay başlangıcını belirlemek için Ay'ın Güneş batımından hemen sonra batması gerektiğini söylemişlerdir. Bu zaman değişimi hiç şaşırmadan yörüngelerinde hareket etmeye devam eden Güneş ve Ay'ın mekan ile bağlantısının neticesidir. Farklı hacimleri, yüksek hızları ve büyük ebatlarıyla yörüngelerinde yüzen bu üç gök cismini derin boyutlarıyla düşündüğümüzde gerçekten çok dehşet verici bir tabloyla karşı karşıya kalmakta olduğumuzu anlarız.
GÜNEŞ VE IŞIĞI
Güneş'in hacmi Dünya'nın hacminin 1.300.000 katı, Ay'ın hacminin 8 milyon katıdır. Güneş'in dünyaya olan uzaklığı 150 milyon km.dir. Fakat Ay bize yakınlığından dolayı sanki Güneş ile aynı büyüklükte gibi görünür. Hacimleri farklı olan bu gök cisimlerinin hızları saate yüz binlerce km.ye ulaşmaktadır. Evrene dağılmış çeşit çeşit gök cismini incelemek için gönderilmiş yüzlerce yapay uydu ve uzay gemisi bulunmaktadır. Yulisis, Vesoho ve Yuku gibi onlarcası sadece Güneş'i incelemek içindir.
Bilinen bir diğer gerçek de Güneş’in, Güneş sistemindeki diğer cisimlerle birlikte Samanyolu etrafına saniyede 220 km hızla hareket ettiğidir. Güneş sisteminin bu dönüşü 250 milyon senede tamamlanmaktadır. Güneş 27 günde bir kendi etrafındaki dönüşünü tamamlar. 4,5 milyar yıldan beri Güneş, eşsiz bir şekilde devamlı olarak Güneş sisteminin her tarafına ısı ve ışık saçmakta ve bulunduğu yer itibariyle, namaz, oruç ve hac gibi İslâm'ın bazı rükünlerini etkilemektedir.
Güneş’in namaz ibadetindeki rolü namaz vakitlerini belirlemede görülür. “Şiüphesiz ki namaz müminler üzerine vakitleri belirlenmiş bir ibadettir.” Arafat, Müzdelife ve Mina'da yapılan Hac ile ilgili pek çok ibadetin vaktini belirlemede yine Güneş’in rolü vardır. Oruçta, ayette ifade edildiği gibi beyaz ipliğin siyah iplikten ayırt edilmesinde yani şafak vakti, günün ağarması gecenin karanlığından fark edilmesi meselesinde, orucun tutulduğu güne göre uzayıp kısalmasında ve Ay'dan önce batışıyla yeni günü başlatmada Güneşin rolü vardır.
AY VE  IŞIĞI
Ay kendi etrafın döndüğü gibi her 29,53 günde bir, dünyanın etrafında dönüşünü tamamlar. Yani Ay yıldızlara nispetle her gün yaklaşık 13 derece doğuya doğru hareket eder. Yani her saat yarım derece hareket etmektedir. Bu da neredeyse Ay'ın çapı kadardır.
Ay karanlık bir gök cismidir. Gördüğümüz ışık güneş ışığının Ay yüzeyinde yansımasıyla oluşur. Ay'ın bir yarısı karanlık diğer yarısı aydınlıktır. Evreler Ay’ın dünyaya bakan yüzünün bulunduğu konuma göre değişir. Ay, bütünüyle dünya ile Güneş arasında kaldığı zaman, Güneş'e bakan yüzü aydınlık, Dünya’ya bakan yüzü ise karanlık olur. Bu durumda Ay’ı göremeyiz. Bu dolunay evresidir. Günler sonra ilkdördün, dolunay, son dördün evreleri gelir. Sonra Ay tekrar başlangıç evresine döner. (şekil 1'e bakınız)
 
1 nolu şekil
Şekildeki dış daire Ay’ın Dünya’dan da görülebilen evrelerini göstermekte, iç daire ise Ay’ın bir yarısının sürekli karanlık bir yarısının ise sürekli aydınlık olduğunu göstermektedir.
Ay’ın yörüngesinin Dünya’nın Güneş etrafındaki yörünge seviyesinden beş derece sapmasından dolayı her dolunay evresinde Ay tutulması olmamaktadır.
Bazen Ay, Dünya ile Güneş arasında kalabilir. Fakat Ay’ın dünyanın Güneş etrafındaki yörüngesiyle aynı seviyede bulunması şart değildir. Daha alçak bir konumda ya da yüksekte bulunabilir. Ay, Dünya’nın Güneş etrafındaki yörüngesiyle aynı düzeyde bulunduğu zaman Güneş tutulması olmaktadır. Ay’ın buradaki hali ‘dolunay’ olarak isimlendirilir. Hilal’in görülmesi Hilal’in yeni oluştuğu anlamına gelmez. Hilal, Ay’ın tamamının Dünya ile Güneş arasında kaldığı için görülür. Bu anda Ay’ın aydınlatma oranı bir gözlemci için yüzde sıfırdır. Devamında Ay, Dünya etrafında dönmesiyle Güneş’ten biraz uzaklaşacak ve Güneş ışınlarının üzerinde yansımasıyla bize ince bir hilal şeklinde görünecektir. Hilal sema safhasındayken Güneş yuvarlağının yakınında bulunabilir. Bu durumda Hilali Güneş battıktan sonra Güneş’in battığı mıntıkada aramamız gerekir. Güneş yuvarlağı ufuktayken hilali görmemiz mümkün değildir. Çünkü Güneş’in şiddetli parıltısı, Güneş ışığının gün aydınlığında yıldızların görülmesini engellediği gibi Ay’ın uçuk ışığını bastıracaktır.
İNSANLIK MEDENİYETİNDE KAMERİ TAKVİM
Zamanın ölçülmesi işi insanlık medeniyeti kadar eskidir. Bugün de bu nedenle Güneş’ten yararlanmaya devam ediyoruz. Zamanın tespiti konusunda Güneş’in Ay’dan daha çok kullanılmaya başlanması son zamanlarda ortaya çıkmış bir olgudur. Eski zamanlara bu iş için Ay’ın seçilmesinin sebebi ise daha faydalı görülmesidir. Çünkü Ay, zamanı ölçmek için elimize kolay ve hassas bir sistem vermektedir. İşte bu yüzden Ortadoğu’da Babilliler, Yunanlılar, Yahudiler ve Mısırlıların doğuda ise Çinliler ve Hinduların eski zamanlarda kameri takvimi kullanmalarında garipsenecek bir durum yoktur. Daha sonra kameri takvimden Güneş takvimine geçiş Ay’ın aylık hareketine bağlı olarak gerçekleşmiştir. Fakat Ay yılının düzenlenmesi mevsimlerin sürekli belirli aylara denk gelmesi için fazladan bir ay eklenmesi yoluyla yapıldı. İşte hatalı olan ve İslâm’ın razı olmadığı nokta burasıdır.
Müslümanlar her sene on iki olarak sabit bir ay sayısına dayanan gerçek kameri takvimi eskiden olduğu gibi şimdi de kullanmaya devam etmektedirler.
Aynı şekilde Güneş takvimini kullanan batı dünyası ve Hıristiyanlar en önemli günleri olan Paskalya bayramı için hala Ay takvimini kullanıyorlar. Kameri takvim dünya çapında o veya bu şekilde kullanılmaya devam etmektedir. Nitekim pek çok toplum, bayram ve paskalya gibi her sene değişik günlere rastlayan günleri için Ay takvimini kullanmaktadır. Takvimler tarihinde kameri takvim tehlikeli bir problemle karşılaşmıştı. O da Kayser Julyan’ın Güneş takvimiyle uyuşması için kameri ayları belli mevsimlere sabitlemesiydi. Senenin kararsızlığı olarak da anılan bu olgu milattan önce 46 yılında gerçekleşti. Bu uygulamayı Yahudiler ve cahiliye Arapları örnek aldılar. Aslında kameri takvimle ilgili büyük bir sorun bulunmamasına rağmen; Kayser'i bu kararı almaya zorlaya kâhinlerin güçlerini seneye bir gün eklemek için kötüye kullanmalarıydı. Kayser'in bu kararının özellikle de Batı medeniyetinin Amerika, Avustralya, Asya ve Afrika gibi bölgelere ulaşıp Güneş takviminin kullanımını yaymasından önceki dönem ile modern çağa kadar herhangi bir önemi yoktu. Fakat modern çağda Güneş takviminin kullanımı aşamalı olarak yayıldı.
Bundan önce Mekkeliler, Roma kilisesinin de yaptığı gibi, seneye bir gün ekleyerek “nesie” diye tabir edilen uygulamayı yapıp, savaşmanın haram olduğu ayları değiştiriyorlardı. Kur’ân buna işaret etmiş ve “Sana hilalleri sorarlar. De ki: Onlar insanlar için; özellikle hac için vakit ölçüleridir.” (Bakara Suresi, 2/189) “Doğrusu, Allahın gökleri ve yeri yarattığı günkü kesin hükmünde, ayların sayısı on iki ay olup bunlardan dördü hürmetlidir. İşte doğru hesap budur.”(Tövbe Suresi, 9/36) ayetleriyle bu işi batıl yani geçersiz saymıştır. Gözle görmeyi açık bir ölçüolarak kullanma kameri takvimi daha kolay kullanılabilen ve bağımsız bir takvim kılmaktadır.
Allah Ay'ın bu sürekli hareketini 12 ayı belirlemek için görünen, kesin ve açık bir ölçü kılmış, bu sayede basit bir işçiden köylüsüne, öğrencisinden hocasına, erkeğinden kadınına kadar herkes için hicri takvim kolay ve sonuç elde edilebilen bir takvim olmuştur. Bütün insanlık gözle görme gibi bir yönlendirmeye tabi olmuşlardır. Gözle görmeye ek olarak uzaydaki hareketlerle ilgili matematiksel hesaplamalar ile optik aletlerden de faydalanılabilir.
İslâm çağının başlamasından itibaren günümüze kadar hicri kameri takvim pek çok düzenleme aşaması geçirerek gelişimini tamamlamıştır.
İlk önce hilalin görülmesi ve gökyüzündeki yeri ile ilgili değişik ölçüleri açıklayıp sonra da bunları günlerin ya da ayların zamanlarının belirlenebildiği bir takvim şeklinde uyarlayacağız.
Hilalin Görülme Ölçütleri
Hilalin görülme şartları ile ilgili pek çok değişik tez vardır:
1. Babil: Hilalin gözükme süresi Güneş’in battığı andan itibaren 24 saatten fazla bir süre olması halinde ve aynı zamanda Güneş’in batmasından 48 dakika sonra hilalin kaybolması durumunda bu sisteme göre hilalin görülmesi mümkündür. Ancak bu sistemin ölçümleri çok dakik değildir. 
2. Betani: Eğer Ay'ın battığı an güneş ufuk seviyesinin 9-10 derece altında olursa -yani hilalin görülmesi deniz ve şehir şafakları arasında olursa görülme mümkün olur. (Güneş en düşük 6-12 ufuk seviyesinde bulunur.)
3. Muhammed İlyas: Ay'ın ufuktan uzaklığı ile ufuk yönü farkını birbirine bağlamaktadır. Bu sayede hilal yalın gözle görülebilmektedir. Bu durumdan hilalin yüksekliği en az 5 derece olmalıdır.
4. Shefer ölçütü: Astronomik mesafelere ek olarak hava koşullarını dikkate alır.
5. SAAO ( Güney Afrika Uzay Gözlemevi): Hilalin yüksekliği ile ufuk yönü farkını birbirine bağlar.
6. Yalop: Yalop adlı şahıs Griniç rasathanesi müdürü, Uluslararası Uzay Birliği'ne bağlı Uzay Araştırmaları komisyonu başkanıdır. Ona göre Ay'ın merkezi açısı ile hilalin yüzeysel kalınlığı birbiriyle ilişkilidir. Yalop’a göre hilal görülebilme yönünden
Büyüteç veya Teleskop olmadan kesinlikle görülemeyen
Büyüteç veya teleskopa olmadan bazen görülebilen
Açık havada yalın gözle görülebilen
Yalın gözle görülebilen   hilal olmak üzere dört kısımda incelemektedir.
Hilalin Görülme Süresi
Yüzyıllar boyunca yapılan gözlemler sonucunda aşağıda sıralayacağımız verilerden daha küçük rakamlarda hilal görülmemiştir:
1. Ömrü 15 saat 24 dakika'dan daha az olan bir hilal görülmemiştir. Bu durum Yulyos tarafından 1871 tarihinde saptanmıştır.
2. Büyüteç ile 12 saat 42 dakika, teleskopla ise 12 saat 7 dakikada 8 inç çapında bir teleskopla Sitan tarafından gözlenmiştir.
3. Çıplak gözle görülen hilalin ömrü en az 22 dakkadır.
4. Açı uzaklığı ölçüsüne göre açı uzaklığı 7 dereceden az olan bir hilal görülmemiştir.
Ramazan, Şevval ve Hac ayalarının girişi hilalin belli yer ve zamanlarda bulunmasına bağlıdır. Bundan dolayı Hicri-Kameri ayların başlaması için üç şart gerekir:
1-) Güneş battıktan sonra Hilalin tamamen ufuk seviyesinin üzerinde bulunması
2-) Ay'ın Güneş battıktan sonra batması.
3-) Birleşme ya da Ay ve Güneşin buluşması olarak da bilinen Güneş, Ay ve Yerkürenin bir seviyede bulunması ile hilalin doğması.
UZAYLA İLGİLİ MATEMATİKSEL HESAPLARIN DOĞRULUK DERECESİ
Uzay ölçümlerinin son derece hassas olduğu kabul edilen bir husustur. Çünkü bu matematiksel ve dinamik birtakım hesaplamalara dayanır. Alim ve Habir olan Allah'ın hareket ettirdiği Güneş, Ay ve Dünya'nın yer ve hareketlerini belirleme de ayette geçtiği üzere belirli bir hesap üzeredir.
Uzayla ilgili hesaplamaların doğruluğu konusunda birkaç delil vermek gerekirse; yapay uyduların ve uzay gemilerinin çeşitli yörüngeler gönderilmesi ve varış zamanlarının salisesine kadar küçük zaman birimleriyle hesaplanmasıdır. Eğer bilim adamları bu gözlem ve hesaplamalara güvenmeselerdi, astronotların hayatı tehlikeye atılmaz ve milyarlarca dolar bu iş için harcanmazdı.
Konuyla ilgili başka örnekler verecek olursak:
22 Mart 1996'da hesaplamalar Debran adlı bir yıldızın Ay yuvarlağı arkasında 21:35.41 saatinden gizleneceğini göstermiş, Moskova'da bir radyonun duyurusu sonrası hazırlıklar tamamlanmış ve verilen saatte yıldız gerçekten Ay'ın arkasına gizlenmiştir.
Diğer bir delil de binlerce senedir devam eden güneş ve Ay tutulmalarıdır. Mesela 11/8/1999'da saat 13:16:17'de bir Güneş tutulmasının başlayıp, 16:01:21'de biteceği tahmin edilmiş ve bu tahmin tam zamanında gerçekleşmiştir.
9/11/2003'de Ay tutulması olmuş ve daha önceden tahmin edildiği gibi 2:30'da başlayıp, 4:18'de Ay tamamen karanlığa gömülmüş ve tutulma 6:03'de sona ermiştir. 23 Kasım tarihinde bazı devletlerde tam güneş tutulması izlenmiş, 4/5/2004'de şekil 2'de görüldüğü gibi güneş tutulması olmuştur.
Tek bir İslâm Takvimi
Kral Abdulazizin bilim ve teknoloji Merkezi Ümmülkura takvimine ev sahipliği yapmıştır. Suudi Arabistan hükümeti 9 Kasım 1999'da Hicri takvim komisyonunun 8. dönem toplantısına ev sahipliği yaptı. Bu toplantıya pek çok uzay bilgini ile bilim adamı katıldı. Sonuçta Kameri ayların başlangıcın için aşağıdaki standartlar belirlendi.
            Mekke'de bulunan Kabe'nin kordinatları esas alınacak.
            Mekke'nın yerel saati esas alınacak
            Mekke'de güneşin batma anı yeni hicri günün başlangıcı sayılacak.
            Uzay'da hilalin doğmasının Mekke'de Güneş batmasında önce tamamlanmış olması şartıyla, Yerküreye nispetle hilalin uzayda doğmasının ardından Mekke'de güneşin batmasından sonra Hilalin batması
            Güneş ve Ay'ın Mekke'de batma vakitlerinin birbiriyle karşılaştırılması
Bunların üzerine
* Mekke'de Güneş'ün batma anı, Ay'ın Mekke'de batımında sonra olursa biten güne geçen aya, ertesi gün yeni aya ait olur.
* Güneş'in Mekke'de batma anı, Ay'ın batışından önce olursa, Ay şer'î olarak doğmuş olur. Çünkü Güneş battıktan sonra Ay ufuk seviyesinin üzerinde olur. Hilal ise güneş doğmadan önce Uzay'da doğmuş olur. Bu durumda ertesi gün yeni hicri ayın ilk günü olur.
Kral Abdulaziz Bilim ve Teknoloji Üniversitesi bu önerileri hayata geçirerek titizlikle yeni hicri takvimi oluşturdu. Sonuçta bu yapılanlar hem şahitlerin tanıklığına hem de gözlemcilerin hesaplamalarına uygunluk göstermiştir..
 
(Şekil 2)
Araştırmanın Neticesi:
1. Yaratılan şeylerde yaratanın yüceliği ortaya çıkmaktadır. Bunun için uzmanların şiddetli bir şekilde hücuma uğrayan ve pek çok şekilde doğruluk ve sağlamlığından şüpheye düşürülmeye çalışılan Kur’ân ve Sünnetteki bilimsel mucizelere önem vermeleri gerekmektedir. İnsanlığın ancak modern çağda keşfedebildiği bilimsel gerçekleri Kur’ân ve sünnetin yüzyıllarca önce açıklanması akıl sahibi herkes için Kur’ân’ın Allah tarafından indirildiğinin inkar edilemez bir ispatıdır.
2. Ay'ı ve evrelerini incelemek için Müslümanların kalbinde büyük bir yeri olan Kabe’de bir merkez inşa edilmelidir.
3. Bütün bu çalışmalar yaratanın insanoğlunun hizmetine sunduğu ve evrende bulunan şeylerin enstitü ve atölyelerde taklit edilerek faydalanılması içindir. Bu uydular ve uzay mekikleri sayesinde uzay geçmişe göre çok daha iyi tanınmaya başlamaktadır.
 
 
 
  
 
Dr. Yasin Muhammed el-Müleykî
http://www.nooran.org/tr/Research1/6.htm
www.kurankissalari.tr.gg
 
zülkarneyn kitap resmi ile ilgili görsel sonucu



Facebook beğen
 
Reklam
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=